ANAMUR'UN TARIM TARİHİ (11)


Bu makale 2017-07-08 11:43:02 eklenmiş ve 361 kez görüntülenmiştir.

1950 yılı Anamur tarımı için bir dönüm noktası: Kimyevi gübrenin   gelişi, Zirai ilaçların kullanıma başlaması  Hep bu dönemde olmuştur Benim çocukluğuma rastlayan bu dönemi  çok az hatırlamama rağmen. Kendi ailemin yaşam tarzını beraber yaşadığım için birçok olayları çok iyi hatırlıyorum. O dönem insanlar şampuanı saten bilmiyorlardı. Belki böyle bir ürün piyasada yoktu. Benim çocukluğumda, sabun bile sınırlı kullanılan bir temizlik maddesiydi.  Şimdiki gibi Her evde banyo yoktu.
1900’ lu YILLARDA ANAMUR DA YAŞAM 
Ben ilk okulda okurken kah Dedem lerde kah kendi evimizde kalırdım. Dedemlerin evinde tuvalet yoktu. Bizim evin vardı ama evimizden 50 metre falan uzakta bir pelit ağacı vardı onun altındaydı. Dedemlerin evinde tuvalet olmayınca dedem nereye tuvalet yapardı bilmiyorum ama, ebemin ön damında kırık bir kürek vardı. Onun üzerine yapar ön taraftaki tarlaya atardı. Sonra muhtarlık dellal çağırtarak duyuru yaptı duyuruda, her ev tuvalet yaptırmak zorunda olduğunu duyurdu. Dedemlerde bu duyuru üzerine ön damın önündeki tarlaya bir tuvalet yaptırdı. Anamur böyleydi de Avrupa nasıldı Yine bir hatıramı burada paylaşmak istiyorum. 2011 yılı Haziran ayında bir gurupla ailece Orta Avrupa gezisine katıldık. Prağ da bir asilzadenin av köşkünü gezdirdiler. Bahçesinde son model ponçiyak spor araba vardı.  Yukarı salon, yatak odası geziyoruz. tuvalet masasının önünde  bir oturak var . Rehber oturağı kapağını kaldırdı. İçinde tencere gibi bir kap var. O kap lazımlık görevi görüyor. Yani ebemin kırık küreğinin görevini yapıyor. Dahası var. Rehber devam ediyor anlatmaya. Lazımlıktaki sonra ne oluyor. Pencere açılıyor sokağa boşaltılıyor. Yoldan geçen varsa vay haline. Avrupalı onunda çaresini bulmuş Üzerine gelmesini önlemek için şemsiyeyi. Ayağının batmaması içinde yüksek ökçe ayakkabıyı icat etmiş. Buraya kadar hiç katkım yok.  Kaynak truzim rehberi. Anamur böylede, Avrupa başkamıydı yorum sizlerin.  Yine her evde banyo yok Mahalledeki derede  çamaşırlık var . O zamanki adı gesilik. Ben o gesi taşında çok çimdim (Banyo Yaptım) Annem rahmetli  gesilikteki gesi (Gesi, Giysiden geliyor) taşının üzerine kirli çamaşırları yığar beni üzerine oturtur. Çimdirir di . bu yöntemi kullanmasının sebebi beni çimdirirken kullandığı sabun aynı zamanda altımdaki çamaşıra da işlesin ve çamaşırın kirini yumuşatsın diye.  Annemin çimdirmesi de bir alemdi.  Su kazanda kaynar. çimdireceği suyu kazandan kevki (Su kabağının ince saplısı) ile alır helkede ısısını ayarlar ve üzerimize döker . su sıcaksa vay anam yandım diye bir sesin arkasından kafana tak diye sabunla vurulur.  Sabun çok kıymetli şimdiki gibi çamaşır tozu yok. Sabun çok gitmesin diye  pelit külü kullanılırdı Ocakta kaynayan su kazanının içine bir miktar kül atılarak suyun sertliği alınırdı. Burada sırası gelmişken Bir soru sorayım ve cevabını da yine ben vereyim. Soru: saçın temizliğini su mu yapar şampuan mı? Su yapar şampuan ve sabun, kül, suyun serliğini alarak vücutla suyun buluşmasını sağlar.  Yine o yıllar yayla göçü döneminde çamaşır yıkanacak sa, çamaşır yıkanmadan yaylaya göçülürdü sebep? yayla suyunda çamaşır daha iyi yıkandığı için. Kar suyu daha yumuşak olduğu için daha az sabunla daha çok çamaşır yıkanır. Ben dedemlerle yaylaya kaysan yaylasına giderdim. yolda Kaş yaylasına varınca orada konaklanır ve çamaşır yıkadıklarını hatırlıyorum.
Bu yıllarda, Tarımda kullanılan ilaçlar olmadığı gibi bit ,pire gibi haşerelere de kullanılacak ya ilaç yok yada halk bu ilaçların varlığından haberi yok.  Yaylada  halkın oturduğu bir Bahar yurdu birde güz yurdu vardı.Aynı Vadi içinde Bu yer değiştirilmesinin sebebini çok sonra anladım. Anamur dan yaylaya ilk varılınca bahar yurduna yerleşilir. Orada iki üç ay oturulduktan sonra aynı yerin 500 metre doğusuna göçülürdü. Bunun sebebi  iki üç ay oturulan yerde bit pire ve gübre ile orası kirleniyor ve ahali  üzerinden kış geçmiş kirlenmeyen başka bir köşeye taşınarak bitten pireden kurtulmuş oluyordu.

Yayla evleri, ya bir tarafı sabit büyük bir taşa dayalı yahut bir kaya oyuğunun önü kuru duvarla çevrili, üzerinde ladin dalı atılı çok basit yapılardan ibaretti. Dış haşereler ve farelere karşı hiçbir koruması yoktu. Dedemlerle yaylaya gitmiştim. Bizim sözüm ona evciğin üst tarafında, kendisine kör ali karısına bahşışlı denen bir aile oturuyordu. Kör Ali koyunları güder, karısı bahşışlı ev işlerini falan yapardı. Ailenin çocukları yoktu. Kör Ali yine koyun gütmeye gider. Bahşışlı da herif gelmeden ekmek yapayım diye hamur leğenini alır un çuvalından un çıkarıp hamur yoğuracak. Leğenle beraber un çuvalının ağzını açar ve çuvalın üzerine eğilince önceden çuvala un yemek için giren fare zıpladığı gibi kadının yakasından kadının koynuna girer. O dönemde kadınların giydiği entari yakasız bel hizasına kadar açık ve düğmeli, beldede sıkı bir kuşakla kuşanırdı. Belde kuşak olunca ve kadın heybeti ile doğrulunca fare kadının koynunda kalır ve fare çıkmak için sağa sola hareketle kadının göğsünde tırnaklarını çakarak kadının canını acıtır. Biz evin önünde oynuyorduk. Yetişin a ümmeti Müslümanlar diye bir çığlık duyduk kadın hem bağırıyor hem soyunmaya çalışıyor. Biz koşarak vardık biz varana kadar bahşişli soyunmuştu. Tabi kadıncağızın her tarafı meydanda. Anladık ki kadının koynuna fare girmiş. Yayla evleri ve yaylada doğal hayatla baş başa yaşam.

 

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Yeni Anamur Gazetesi
Copyright © 2017 Yeni Anamur Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi